ÇANILLI BELDESİ

Çanıllı Beldesi Web Sitemize Hoşgeldiniz

 
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • green color
  • blue color
WebSite İçi Arama

YENİ BİR YILIN İLK GÜNLERİNDE GEÇMİŞE BİR GÖZATARSAK NELER HATIRLAYACAĞIZ

( 15 Oy )
Paylaş

YEN? B?R YILIN ?LK GÜNLER?NDE GEÇM??E B?R GÖZ ATARSAK NELER

HATIRLAYACA?IZ

 

Yeni bir y?la girerken bir heyecan bir tela? sarar içimizi nedendir bilinmez asl?nda hayat?m?z?n ola?an bir gününü ya?amaktay?z. Yeni yılın girişi muhakkak kutlanmalı gibi bir düşünceye kapılıp o akımın içerisine ister istemez kendimizi kaptırıyoruz.Yeni yıla hindi eti yenerek girilmesi öneriliyor yemezsek ne olacak haydi yiyebilen ler yesinlerde alamayacaklar ne yapsınlar.Hayatımızı işte böyle bir döngü içerisinde devam ettirip gidiyoruz .

 

Şöyle bir baktığımızda yeni yılda aldığımız takvimlerin sayfaları tam dolu duvara asarken ne kadarda çok 365 sayfa diyoruz,yıl sonuna geldiğimizde son sayfayı koparırken ne kadarda çabuk geçti sanki günler nasıl olduda o kocaman dediğimiz kağıt sayfalar tükeniverdi diye düşünüyoruz.İnsan olarak biraz düşünüp masum laşıyoruz,işte yaşamdan kos koca bir 365 günü daha harcadık.

Şöyle bir düşündüğümüzde kendi çevremizden bilmem kaç kişiyi ebedi aleme gönderdik,hiç bir şeyleri yoktu rahatsızda değillerdi nasılda kaybolup gidiverdiler.İşte hayat bu kadar kısa demekki biz farkında olmuyoruz aslında bal gibi farkındayızda nasıl olsa birgün bizede ölüm gelecek gelmezden önce ne yapmalıda ölüm meleğinden biraz olsun izin koparmalı diye düşünüyoruz.Halbuki o meleğinde izin yetkisinin olmadığını biliyoruz,bile bilede kendimizi avutuyoruz.

Hayatımız süresince bol bol harcadığımız günleri geriye bir bakıp hatırladığımızda neler yaşamışız yoklukluklar içerisindeki o günler aklıma geldiğinde hem hüzünleniyor hem mutlu oluyorum.O günlerdeki zorluklar içerisinde yinede mutlu ve sevinmesini bilen bir topluluktuk.

Şimdi bu mutluluk biraz daha sıkıntılı olmaya başladı çağımızın gereği ortaya çıkan bir sürü şeyler bizleri öylesine meşgül ediyorki mutluluk nedir kavramını bile düşünemez oluyoruz.Bizim zamanımızda en küçük bir şey bizleri sonderece mutlu ederdi.

O günlerdeki bir yaşantıdan bir bölümü gözümüzde canlandırırsak nelerden mutlu olduğumuzu bir hatırlatmak istiyorum:çocukluğumuzdan başlarsak daha evde kardeşlerimiz içerisinde bir şeyler paylaşırken aramızdaki küçük büyük kavramından sen büyüksün sen az al kardeşin küçük ona çok ver dendiğinde bile ben biraz büyüdüğümü sanıp mutlu olurdum demekki ben artık büyümüşüm diye ,ilk okul yıllarında okula giderken bir önlük giymek beni sonderece mutlu etmişti onu hiç unutmuyorum.Yeni bir önlük diktirmiştik ve okula gitmiştim arkadaşlarımın içinde çokta güzel görünüyordu fakat sevincim çok kısa sürmüştü neden diyeceksiniz daha birinci günüydü okul bahçesinde hayvanların kıllarını tımar edip yaptığımız topla oynayan arkadaşlarımı seyrederken kendimi oyuna kaptırmışım. elime aldığım taşı yerdeki bir başka taşa vurup duruyordum o sırada nasıl oldu ise üzerimdeki önlük vurmakta olduğum taşın üzerine gelmiş ve ben vurmaya devam ettiğim için önlüğümün bir bölümünü delik deşik etmişim.Bir ara baktığımda farkında oldum amma iş işten geçmişti ne yapacağım ne diyeceğim anneme babama zaten zar zor bir önlük aldırmıştım onuda daha birinci gününde hallettik.Çok üzülmüştüm, önlük Allahtan biraz bol dikilmişti o bölümü çıkararak yeniden kullanabilmiştim.Yine o yıllarda bu günkü gibi çeşit çeşit ayakkabılar yok sadece lastik ayakkabılar vardı lastik ayakkabıya sahip olmak bile büyük bir mutluluktu aslında ayakkabı dediğimiz adi lastikten öretilmiş ince yapılı bir şeydi koruyucu vasvı yok sadece su girmesini önlüyordu daha sonra bunların şimdiki bağcıklı ayakkabıların şeklinde olanları çıktı bu büyük bir yenilikti ozamanlar.

Aslında bu anlatmaya ve hatırlatmaya çalışmış olduğum yılları hep yokluk taraflarıyla değil sadece o yokluklar içerisinde nasıl mutlu olabildiğimizi anlatmak için yazıyorum.Yaşamış olduğumuz ortamlarda çağın getirdiği yeniliklerle mutlu olabiliyorduk mesela köyümüze ilk olarak telefon bağlandığında babalarımız ne kadar sevinmişlerdi;çünkü o devirlerde haberleşmek bir köyden diğerine haber ulaştırmak kolay değildi acil bir şey olduğunda birisi görevlendirilir varsa at ile veyahut eşek ile gidip haber ulaştırılırdı.telefon gelince bu iş kolaylaştı köyümüzün bakkalına yakın bir telefon bağlanmıştı bu telefon bütün yakın köylere bağlıydı telefon manyetolu idi kolunu çevirerek bağlı olan köylere ikaz göderilir ikazı duyanlar telefonlara bakarlar hangi köy olduğu sorulur aradıkları hangi köyse diğerlerinin kapatmasını isterlerdi daha net görüşebilmek için bu teknolojinin ilk işareti idi daha sonra radyo geldi durumları iyi olanlar radyo almışlardı bütün köylü eş dot radyo dinlemek için radyosu olanlara misafir giderlerdi.Radyo haber veriyor müzik yayınlıyor bazı radyo oyunlarını sesli yayınlıyor bizde onu pür dikkat dinliyorduk.Bunun yanında gaz lambasından lüks dediğimiz torbalı gaz lambalarına geçtik tabi bunları herkesin alıp kullanması mümkündeğil hali vakti yerinde olanlar ancak alıp kullanıyor.

O zamanlarda at arabası olan bir kişi vardı diğerleri hep kağnıları yani öküz arabalarını kullanıyordu.Bu kağnıların bu günkü gibi yeni eski modelleri yoktu hep aynı modeldeydi.İşte biraz olsun o anları gözünüzde canlandırın diye bunları yazıyorum asıl anlatmak istediğim mutluluk.Bu yokluklar içinde yinede biz ufak tefek şeylerle mutlu oluyorduk.Şimdiye bakarsak teknolojinin çok süratli bir biçimde gelişmesi o mutluluğu yaşamada proplemler çıkarıyor.Çocuk babasından bir telefon almasını istiyor babası ona yeni son model bir telefon alıyor çocuğu mutlu olması çok kısa sürüyor onun üzerine habire yeni yeni modeller çıkıyor çocuk bakıyor arkadaşında daha yeni bir telefon var hemen onun mutluluğu orada bitiyor yüksek fiatla aldığı telefonu düşük fiata satıp yeni bir model daha almayı arzu ediyor durum böyle olunca bizim zamanımızdaki gibi uzun süreli mutluluklar tarih olmuş.Teknoloji insanlığa büyük hizmet getirirken götürdükleri daha çok olmuş.Büyük küçük herkesin elinde bir telefon habire bir şeylerle meşgul olan gençleri yaşlıları görüyoruz.Bilgi sayarlar, internet insanları sosyal olmaktan bireysel davranışlara sevketmiş.Bu çocuklarımızda davranış bozuklukları meydan getirmiş.Elindeki telefonla uğraşacağım diye çevrenin farkında bile olamıyorlar zaman zaman izliyoruz çukurlara düşen insanlarımız var.

Teknoloji kötü bir şey değil fakat kullanma teknikleri yanlış.Teknolojinin insanları nasıl esir ettiğini hayretle ve ibretle izliyoruz.

Eskilerde çanta radyonun çıkması büyük bir aşamaydı elinde taşıya biliyor tarlaya bahçeye götürüyor oralarda dinliyerek işimizi yapabiliyorduk bizlere son derece mutluluk verebiliyordu,bunları çocuklarımıza söylediğimizde abes karşılıyorlar.Aslında bizim elimizde taşıdığımız çanta radyolar artık telefonlarla vesair şeylerle cebimize çantamıza girmiş kulaklıklarla heryerlerde dinleyebiliyoruz.Fakat bu yenilikler dediğim gibi aşırıya kaçtığı için sosyal ortamlardan kopmuşuz,çevremizde olup bitenden haberdar değiliz.

Şimdilerde hiçbirşeyin özlemini çekmeyen çocuklarımız var.Ne isterlerse anne babaları isteklerini güçlerinin yettiği kadarıyla karşılamaya çalışıyorlar o yüzden ancak çok fakir kesim bu özlemi fazlasıyla hissede biliyor.Hep diyorumya eskiler diye işte eskilerde bu kadar insanlar arasında uçurum yoktu,bizim yaşadığımız ortamlarda herkes aynı çeşmeden su içer aynı bölgedeki tarlalarda yetiştirdiklerinden yer içerdi çalışma herkese vardı çalışmayan insan çok azdı.Eşitlik tabana yayılmış herkes bunu hissedebiliyordu.Herşeyin doğalını yiyip içiyordu.Şimdiki zamanda yaşayan bizler bu ortamlara ayak uydurmakta güçlük çekmiyoruz çünkü geçmişi yaşayarak buralara geldik. Öyle çokta basit bir yaşantıdan buralara gelmedik,çok sıkıntılar içinden geçerek gelmemize rağmen yinede her şeyden mutlu olabiliyorduk.Dikkat edin çevrenize yanınızdaki beraber yaşamakta olduğunuz komsunuz yüzünüze baktığı halde size merhaba demiyor gelip geçiyor eskilerde nerde öyle yanından geçtiğin insanlara selam vermemek,gerekirse durulur hal hatır sorulurdu.Şimdi yanından geçene merhaba desen hayırdır inşallah neden merhaba dedi bir menfaat peşindemi acaba diye düşünenler var.

Nereden başladık konuyu nerelere getirdik aslında yazacak konuşacak çok şeyler var,derdimiz,neşelerimiz hep aynı adet ve ananevilerimizdeki kayıplar hat safada her şeyden mutlu olmayı başarabilenler bu ortamlar içerisinde yaşamını sürdürmeye devam ediyor.

Yeni yıl bizlere ne getirecek neleri götürecek yine yaşayarak göreceğiz,belki çok arkadaşlarımızı kaybedeceğiz belki bizlerde her şeyi bırakıp gideceğiz.Bu bilinmezler içinde yinede bu güne bakıp mutlu oluyoruz.

Belkide takvim yapraklarının sonunu göreceğiz yine diyeceğiz nasıl geçti o günler,bak yine takvimin sayfası bitmiş.

Söylemek istediğimiz çok şeyler varda neyi söylesem neyi yazsam,eskiden köyümüz topraklarını dışardan kimselere satmaz milli beraberliklerimize dikkat ederdik.şimdi kim almış kime satılmış soran yok arayan yok bir karmaşadır gidiyor.Bu anlatmak istediğim sadece benim köyüm ve çevre köylerin arazilerinin satışındaki karmaşayı görmeniz açısından bir hatırlatma yapmak istedim.Bizler kendi bölgemizi korumak durumunda değilmiyiz?

Esas mesele sahip olduğumuz değerlere bu yeni yılda nekadar sahip çıkabileceğiz.Birşey aklıma geldi köyümüz beldelikten Ayaş’ın mahallesi oldu kimsenin sesi çıkmadı.Kimliklerinizde ÇANILLI ibaresini kaldırdılar yine kimsenin sesi çıkmadı bu kadarıda olmaz arkadaşlar,vatandaş olarak buna razı mısınız doğup büyüdüğümüz köyümüzün beldeliğini kaldırabilirler, bunu yaptılar hiç değilse eski köyümüzün ismine saygılı olsunlar şükürler olsun bu sorunu Başta Ayaş belediye başkanımız ve belediye meclis üyesi Lütfü BULUT’un gayretleriyle çözmüş olduk.

Sevgili dostlar yeni yılda bu denli olaylarla kafanızı karıştırmak istemiyorum fakat ister istemez konular birbirini takip ediyor değinmeden edemiyorum.

Yeni yılda hepimiz inşallah daha duyarlı bölgesine hakim insanlar oluruz.Ve yaşadığımız ortamlarda mutlu sağlıklı birbirini üzmeyen birbirinin yaşam alanlarına saygılı bireyler olmaya devam edelim.Bizim toprağımızdan güzel insanlar gelmiş geçmiş onların hatıralarına saygılı olalım.

Bayramlardaki o duruşunuz eski gelenekleri devam ettirmeniz askerlerimizi uğurlarken yaptıklarınız ne kadar güzel değilmi.İşte hepimizin ortak istediğide bu birlik, beraberlik, kardeşlik, sevgi, saygı, buda sizlere atalarınızdan mirastır.

Bu yazımda biraz olsun yeni yılla birlikte bir şeyler hatırlatmak, yaşadığımız ortamda mutlu olmak,çevremizdekileride mutlu görmek istedim.

Sevgili dostlar hep mutlu olun mutlu kalın yeni yılda sizleri saygıyla selamlıyorum.

Talip YİĞİT

Only registered users can write comments!
Son Güncelleme ( Cuma, 11 Ocak 2013 17:44 )