ÇANILLI BELDESİ

Çanıllı Beldesi Web Sitemize Hoşgeldiniz

 
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • green color
  • blue color
WebSite İçi Arama

BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

( 76 Oy )
Paylaş

                                        B?R VARMI? B?R YOKMU?

   Evvel zaman için de ?irinmi ?irin güzelmi güzel bir köy varm??: Bu köyün darac?k yollar? küçük bir meydan? ?ar?l ?ar?l akan p?narlar?, ailment sevimli ihtiyarlar? ?akac? insanlar?, decease birbirlerini seven çocuklar? ,ta?tan yap?lm?? okullar?,güzel kaval ustas? haf?z Mehmet Ali amcalar?,bayramlar?n?n vaz geçilmezi cami önü meydanlar? varm??.

   Bayram de?ince bu köyün bayramlar? ayr? bir güzel olurmu?,bayram bayram namaz?n?n o tarihi küçük camide k?l?nmas? ile ba?larm??,herkes büyük küçük cami içi ve d???nda bayramla??rlar,büyükler küçüklere paralar da??t?rlarm??, öyle para da??tmak kimsenin harc?da de?ilmi? bunu yapan say?l? insanlar varm?? çocuklar para almak için bir hayli u?ra? verirlermi? yinede olan bitenden memnunlarm??. Bayram namaz? sonucu evlerine giden babalar? karde?leri evdekilerlede bayramla?t?ktan sonra sofralar?n? haz?rlay?p köy odalar?n?n yolunu tutarlarm?? çoluk çocuk orda bütün mahalleli ile birlikte hem bayramla??r hemde hal hat?r sorup yemeklerini yedikten sora evlerine da??l?rlarm??, çocuklar akraba ve kom?ular? olmak üzere bütün köyün insanlar?n? dola??p bayramla??rlar büyüklerinin ellerini öperler verilen hediyeleri toplarlarm??. O zaman?n hediyeleri ?eker, f?st?k ,üzüm vesaire den olurmu?. Köyün gençleri bayramla?ma sonunda havalar iyi olursa köyün ye?il alanlar?na ç?kar ve çe?itli oyunlar oynarlarm??. Birbirleriyle arada bir kavga etselerde hemen bar???rlarm??, bu ?irin köyün büyükleri köyde bulunan

 akrabalarını ve hasta olanları ziyaret ederek gönüllerini alırlarmış.

    Bu güzel ve şirin köyün birbirlerini seven çocukları okullarına gidip gelirken büyüklerinin yollarını kesip önlerinden geçmezlermiş bu bir saygı işareti olarak babaları ve annelerinin onlara öğütledikleriymiş. Bu hasletler aynen büyüklerin kendi aralarındada dikkat ettikleri bir alışkanlıklarıymış. Bu köyde yoldan geçenler yol kenarında tarlalarında çalışanlara selam vermeden geçmezlermiş. Kendi sokaklarında oturup sohbet eden kadınlar o sokağın yaşlısı gelirken ayağa kalkıp onun geçmesine kadar oturmazlarmış. İşte böyle saf ve temiz bir saygı davranışları varmış.

   Bu güzel köyün çocukları boş zamanlarda anne ve babalarına yardımcı olurlarmış, Okulları tatil olunca köyün esas işleri başlarmış kızlar annelerine erkeklerde babalarına yardımcı olurlarmış her iki gurubunda işleri çok zormuş bilhassa erkekler harman zamanı başlayıncaya kadar öküzlerini dağlarda yayıltmak onları hasat zamanına dinç ve kuvvetli olarak ulaştırabilmek için çaba harcarlarmış. Babalarıyla harman dediğimiz ekinlerin olgunlaşmasıyla hasadın başlaması anından bitinceyedek ekinlerin biçilmesi kağnılarla harman yerine taşınması tarlalarda kalan kısmının tırmık yardımıyla toplanması bir tane bile olsa buğday başaklarını tarlalarda bırakmazlarmış. Beraber çalışıp yiyecekleri ve bir sonraki yıl ekecekleri buğdayı hazırlarlarmış kadınlar kız çocuklarıyla beraber hem ev işlerini hemde biçilecek ekin vesair işlerin biçilmesi ile ilgilenirlermiş. Bu işler üç ay kadar sürermiş o zamanlarda traktör döver bicer yokmuş bu işler öküzlerle atlarla düven dediğimiz kalın tahtadan yapılmış altına keskin taşlardan çakılarak buğday saplarının üzerinde dönerek sapla samanın inceltilmesiyle yapılırmış. Daha sonra incelen bu karışım bir yerde yığılarak yöresel adıyla öbek dediğimiz yığınlar haline getirilir rüzgarın esmesi beklenirmiş yeterli rüzgar estiğinde erkekler sağlı sollu öbek etrafından yaba yardımıyla havaya atılarak buğdayın samandan ayrılması sağlanırmış, ayrılan saman bir yerde buğdayda başka bir yerde toplanırmış. Buğdaylar cuvallara doldurarak köye eşeklerle taşınıp ambarlara konurmuş ekmek yapılacak, bulgur tarhanalık olacak kısımda cuvallarda bekletilirmiş, bekletilen buğdaylar su kenarına götürülerek kadın ve kızlar tarafında yıkanıp içindeki yabancı maddelerden arındırılırmış, serilen sergiler üzerinde yıkanan buğdaylar kurutulurmuş, bir bölümü bulgur ve tarhana yapılması için dibek dediğimiz içi oyuk taş içinde tokmaklar yardımıyla kadın erkek kim olursa kurutulan buğdaylardan dibek içine konan buğday yeterli kıvama gelinciyedek döverlermiş, yeterli olunca yıllık bulgur ve Tarhanalar böylece bunlardan yapılırmış. Tabi tarhananın yanında turşu çeşitleride eksik edilmezmiş. Geri kalan ekmeklik buğdaylarda su değirmenlerine götürülüp un haline getirilir ekmek için evin güvenli bir köşesinde bekletilirmiş, bir bölümünden kışlık makarna yaparlarmış. Bu güzel köyün kendine has köy ekmeği bir başkaymış. Çocuklar ekmeğin piştiği günü bekler sıcak ekmek içine ovama peyniri koyarak bazılarıda tereyağı, eritilip dondurulmuş içyağı sürerek yemeği çok severlermiş. Ekmek pişiren ev mahalleden hemen anlaşılırmış kokusu mahalleyi kablarmış. Bu güzel köyde aslında bütün kışlık yiyecekler sonbahara kadar hazırlanırmış, biraz önce dediğimiz gibi tarhana, bulgur, kurufasulye, nohut kurutulmuş dolmalık biber, patlıcan, üzüm pekmezi bu köyün hemen hemen hepsi satın aldıkları üzümlerden pekmez yaparlarmış, koyunu ineği olanlarda peynir çeşitlerini hazırlarlarmış, basma peynirleri ve ovma peynirleri çok güzel olurmuş.

   Güzel köyün çocukları yaz aylarında fırsat buldukca geceleri köy meydanında toplanıp bazı oyunlar oynarlarmış saklambac bunların kacınılmazıymış iki gurup olan gençlerden gurubun biri saklanır diğerleri bulurlarmış bulanlar saklanırlar diğerleri bulurlarmış bu böylece devam edermiş.. Gündüzleri boş zamanlarında ise yöreye aid çizgi atlama, aşık, pireboli, med tabir edilen daha çeşitli oyunlarıda oynarlarmış. Biraz büyümüş gençlerin oyunlarını seyrederlermiş bu arada ıslık sesine çok kızan rıza çavuş amcayı ıslık çalarak kızdırırlarmış Rıza amcanın yaptığı küfürlere aldırmazlarmış hatta elinde sopasıyla suçlu suçsuz kime yetiştiyse vurmasına gülerlermiş. İşte bu güzel köyün anlatılacak çokmu çok şeyleri varmış. Gece gezmeleri eksik edilmez sık sık birbirlerini ziyaret ederlermiş, misafirlere kışa girerken iğde ağaçlarından topladıkları iğdelerden ahlat ağaçlarından topladıkları ahlatlardan ikram ederlermiş biraz durumu iyi olan yanında mısırda patlatarak çeşidi çoğaltırmış, gece saatler ilerlediğinde misafirlere yemek ikram ederlermiş. Gece sofralarında menü bir hayli bol olurmuş:Bilhassa peynir çeşitleri yöreye has basma, ovama peynir, turşu, yoğurt, pekmez özellikle kışa girerken hemen hemen her ailenin besi dediğimiz seçilmiş hayvanlardan kesip iç yağı ile kavurma yaparak dondurup iple kullanılmayan yani soba yakılmayan evin tavanına astıkları etlerden bir parca keserek içinede birkaç yumurta kırdıkları yemek çeşiti eksik olmazmış. Aslında yapılan kavurmalar her yemeğe bir parca katılırmış ayrı bir lezzet verirmiş yemeklere. Onunla yapılan nohut, kurufasulye, pilav bir harika olurmuş dedimya bu köyün anlatılacak çok şeyi varmış diye!.

   Bu güzel köyün çocukları askerlik çağına gelince askere gideceklerin davetleri olurmuş yakın akraba eş ve dostları bir ay önceden davetlere başlar hergün eğlence yapılırmış. Her davet evine gitmeler bir karnaval havasında olurmuş, o zamanın meşhur kaval üstadı Hafız MEHMET ALİ amcanın yanık kavalını köy meydanında çalmaya başlar ve gençlerin toplanmasıyla davet evine hareket edilirmiş, davet evinde yemek ikramı yapılır tatlılar en son verilirmiş tatlıda meşhur pişmaniye imiş herkes bir parca kapmak için beklerken; Bilhassa çocuklar hep CURA (İbrahim UÇAR) abinin masasına oturmaya çalışırlarmış,rahmetli bir komutla pişmani tepsisini masaya bırakır çocuklara saldırın komutunu verirmiş kapabilen bir parca kaparmış, boş tepsi havalarda uçarmış Yemek işlemi bitince eğlence başlarmış Hafız Mehmet amcanın o yanık sesli kavalına birileri üflediğinde kendiside yöresel ağıt ve bozlakları söyler herkesi hüzünlendirir akabinde oyun havası çalarak o hüzünlü havayı bir anda eylenceye çevirirmiş. Davetlerin bitiminde askere gidecekler köy meydanından topluca dualarla uğurlanırlarmış, bu uğurlamalar anne ve babalar için hem gurur hem hüzün kaynağı olurmuş. 

  Bu güzel ve şirin köyün düğünleride bir başka olurmuş, düğün yapacaklar önceden hazırlıklarını yapıp düğün günü proğramlarını ayarlarlarmış birkaç kişi düğün yapacaksa hepsi bir olup davul zurna ekibini beraber getirirler, çevre köylerin davetleri gelecek davetlilerin misafir edilmeleri hepsi pilanlanırmış bu hususta bir aksaklık olmaması için köyün gençlerinin başkanlığını yapan kişiyle ortak çalışılırmış. Gelen misafirler sonderece titizlikle davul zurna eşliğinde köyün dışında karşılanırlarmış. Karşılanıp misafir edilmeleri köy ve gençliği için çok önemli imiş. Davul zurna ekibi köy meydanına geldiğinde bütün köy halkıda kadın erkek meydanda onları seyrederlermiş o zamanın meşhur davul ustası DALDAN meydanda çeşitli oyunlar oynarken insanları heyecanlandıracak gösterilerde yaparmış.

   Bu güzel köyün gençleri Daldan ustayı bu yüzden çok severlermiş. Gece olunca köy meydanında yakılan ateş etrafında davul zurnanın çaldığı sinsin havasıyla yöresel sinsin denilen oyun oynanırmış, oynanan bu oyunda bazen tatsızlıklar çıksada hemen kendi aralarında hallederlermiş. Köydeki bu düğünler bir hafta sürermiş, düğünün sonu kına gecesi düzenlenirmiş, bu gecede en uzakdaki damat olmak üzere tüm gençlerin katılımı ile tek tek davul zurna eşliğinde bir eylence havasında köy meydanına getirirlermiş. Getirme işi tamamlanınca; köy meydanı ortasına konan sandalyelere damatları oturtup dualarla kınaları yakılırmış bu törende tüm köy halkı ve misafirler katılırlarmış. Kına töreninin sonunda damatlar yaşlıların ellerini öperlerler onların hayır dualarını alırlarmış. Kına merasimi bitince yine sinsin oyununa geçilirmiş, gecenin ilerliyen saatlerine kadar gençler eylenmeye devam ederlermiş. O Günün sabahı artık gelin alma hazırlıkları başlarmış, ikindi namazından sonra sıra ile kaç tane gelin alınacaksa tüm köy halkının bilhassa misafirlerin ve gençlerinin katılımı ile davul zurna eşliğinde köy meydanında toplandıktan sonra harekete geçerlermiş sırasıyla ilk alınacak gelinlik kızın anne evinden alınması ile son alınana kadar bu işlem sırayla yapılırmış kızlarını gelin gönderenlerde hem hüzün hem sevinç bir arda yaşanırmış. Bu işlemler bitincede düğün sona erermiş misafirler uğurlanırmış, herkes yine kendi işlerine dönerlermiş.

   Kış aylarında köyde işler azalırmış koyun keçisi ve inekleri olanlar onlarla uğraşırlarmış işleri olmayanlar köy odalarında toplanıp sohbet ederlermiş, köy odalarına yaşları uygun olmayanlar alınmazmış orda ne olup bittiğini anlamaya çalışanlar köy odasında su dağıtmak amacıyla girer orda yapılan sohbetlerden duyduklarını diğer arkadaşlarına anlatırlarmış genellikle köyün işleri ile ilgili yapılacaklar, komşuların sorunları ile ilgili çareler konuşulurmuş. Bir sonraki yılın ekilecek dikilecek dinlendirilecek ekilecek tarlalarıda bu sohbetlerde konuşulurmuş. Bu güzel köyün gençleri okula gidenler okullarına gider okula gitmiyenlerde kendi aralarında köy kahvesinde otururlarmış. Bu köyde hayat saf temiz bir şekilde devam edermiş kışın çok kar yağarmış yağan karların ağırlığından evler çökmesin diye karlar devamlı temizlenirmiş yollar evlerin üzerinden atılan kar yığınlarıyla kaplanırmış. Bu köyde evlerde su olmadığından sular köy çeşmelerinden kaplarla taşınırmış. Hayvanların çeşmelere götürebilmeleri için yollardaki karlar kenarlara kürek yardımıyla atılarak yollar açılırmış bu yollardan hem kendileri hem de sulama için hayvanları faydalanırmış. Bazen yollarda temizlenemez hayvanlarda taşıma su ile sulanırmış bu işler bir hayli zor olurmuş, yürümekte zorlanılan yollarda elinde iki kovayla yürümek her baba yiğidin harcıda değilmiş. Amma yinede hiç kimse bu konulardan şikayetci değilmiş herkes hakkına razıymış, ne yapılması lazımsa topluca yapılırmış.

   Bu güzel köyün bahara çıkarken işleri bir hayli çok olurmuş: Sebze ekilecek köy önündeki tarlaları ekime hazırlanır sulama kanalları imece usulü ile temizlenirmiş, o zamanlar fazla bir şey ekmeyi pek bilmezlermiş, azda olsa yiyecek fasulye biber domates ekerlermiş. Esas sebze ekim işleri bu güzel köye gelen Ürgüblü İsmail amcanın çalışmaları ile başlamış, köy halkına hangi sebzelerin ekilebileceğini göstermiş. Bu çalışmaların sonunda artık her türlü sebze ekilmeye başlanmış, bu güzel köyün saf ve temiz insanları ticaret yapmaya, Ankara haline sebze satmaya başlamışlar. O zamanlar bu köyde bir adet kamyon varmış Muharrem Amcanın kamyonuyla sırayla domatesler hale taşınırmış dönüşlerinde boş kasalarda aynı araçla köye getirilirmiş. Bu işler bir hayli devam etmiş daha sonra devletin uyguladığı ala inek projesinin köyde denenmesi ile süt üreticiline geçiş olmuş ağırlık sebze meyvenin yanında süt üretme ve pazarlama işleri başlamış. Süt fabrikalarına verilen sütler daha sonraki yıllarda verilmeyerek kendileri aldıkları araçlarla Ankara’nın çeşitli semtlerinde satmaya başlamışlar, köy gençlerinede ayrı bir iş olanağı sağlanmış bu işler babadan oğla devam etmiş.

   Bu güzel köyün daha öncede bahsettiğimiz gibi evlerinde suları yokmuş sular hep köy ortasındaki ve cami önündeki çeşmelerden kovalarla taşınırmış. Bu taşıma işi genellikle genç kızlar tarafından yapılırmış, çamaşırlarda köyün ortak çamaşırhanelerinde kurulan kazanlarla ısıtılan suyla ve tokaç dediğimiz tahta sopa yardımıyla kil kullanılarak kadınlar ve kızlar yardımıyla yıkanırmış, bu işler bir hayli yorucu olurmuş. Bu güzel köyde evlenecek yetişkin kızlar su taşıması sırasında; köyün gençleri tarafından dikkatle izlenirmiş ve beğendiklerini annelerine söylerlermiş. Gençlerin kızları izleme işleri sadece bununla kalmazmış düğün dernek eylence, tarla ve bahçelerde çalışırken de izleme devam edermiş. Daha sonra istenecek kızın yakın çevresinden yardımcı olacaklarda devreye sokularak isteme işi yapılırmış genelde kızın anne ve babasının sevip saydığı kişilerin yardımıyla sonuç kolay alınırmış.
 
   Bu güzel ve şirin köyün anlatmakla bitmeyen işleri, dağları bayırları, Deli harmanı, kara deresi, aksekisi, horlası (şelalesi), yalnız söğütü, delikli kayası, kürd mezarı, sıra kayası, gökleni, çalıbaşısı, dedegürünü, bayam üzerisi,çukur çaltısı,kiremitliği,almalısı,karabulu ,ambar tarlası,türkü doruğu,kuş yuvası,seferyeri, ılıman deresi, tatlı su balığı ile güzel etrafı söğüt ve kavak ağaçları ile dolu çanıllı çayı: İşte böyle güzelliklerle dolu bu güzel köyün insanlarının çalışıp didindikleri hayatlarını sürdürdükleri bu topraklar nice insanlara ekmek vermiş meyve vermiş sebze vermiş çalışanları hiçbir zaman muhanete muhtaç etmemiş. İnsanları da bu güzel köye gerekli bağlılığını göstermiş kimse köyünden ayrılmamış yeni yeni ev yapmış yuva kurmuş, bağ yapmış bahçe kurmuş. Hayvan beslemiş ticaret yapmış, bu günlere kadar zaman zaman sıkıntılar olmuşsada her şeyin üstünden gelmiş. 

   Geçmişe bu nedenle bir bakış yapmak o devirleri yaşayan ve şu an bu güzel köyde yaşamakta olan insanların hayatlarından çok az bir bölümünü sizlere anlatmak istedim. Aslında hayat bir varmış bir yokmuş sözlerindeki gibi, var ve yok içinde devam edip gidiyor. Gençleri geçmişteki yaşanmış hayatlardan bir nebze olsun haberdar etmek bu yaşanmışlıklar içindeki zorlukların insanları birbirlerine nasıl bağladığını; hiç kopmaların olmadığını arada bir yaşanan tatsızlıkların nasıl halledildiğini bu gün ile karşılaştırmadan sadece eskiyi sizlerin hatırlamasını istedim. Varın bundan sonrasını sizler hayal edin!...Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
      Yazıyı okuyanların yorum yapmaları bir sonraki yazımıza ışık tutacaktır.

TALİP YİĞİT

  • aykutygt  - MÜTHİŞ BİR PAYLAŞIM.. !!!!
    avatarTALİP AMCA BU ÇOK GÜZEL YAZINIZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. DEVAMINI BEKLİYORUM. 500 SAYFALIK BİR KİTAP OLSA BİR GÜNDE OKUNACAK GÜZELLİKTEYDİ. TEKRAR TEŞEKKÜRLER...
  • resatsoylu  - keşke o köy öyle kalsaydı
    avatarben o güzel günlerde o köyde yaşadım sonun dan bir bölüm olsada talip abiye teşekkür ederim
  • ŞADİ  - yüreyine sağlık abi çok hoş olmuş
    avatarteşekkür ederiz devamını bekleriz. bizimsokak dibeyin önüydü son kağanı aybek abive güssün gelinin mehmet apca ğildeydiçocukluk anılarımı anımsadım yazınızı görünce ne kadar samimi ve sıcakkanlı insanlar yaşardı o sokakta çoçukluk çok güzelmişti keşke geceleri uyumasaymıştıkta daha çok oyunlar oynasaymıştık.
  • talipygt  - teşekkür
    avatarBu güzel köyün güzel insanlarının ortak hatıraları ne kadar çokmuş değilmi, her kesime bir noktasındanda olsa birşeyler hissettirebilmesi ne güzel.Duygu ve düşüncelerinizi ayrıca bildirmenizden dolayı sizlere teşekkür ederim.
  • emin0087
    talip amca emeğine sağlık çok güzel olmuş yazın hatta harika olmuş...
    her ne kadar şimdi kardeş kardeşe düşman kesilse de burası ÇANILLI burası farklı bi yer burası bizim köyümüz
    teşekkür ederiz ...
  • hhg08  - Eline, kalemine sağlık talip bey.
    avatarGerçekten okuyunca o günlere geriye dönüyorsun. Bir varmış bir yokmuş değil, geçmişteki gerçeğin ta kendisi.
Only registered users can write comments!
Son Güncelleme ( Cuma, 28 Ocak 2011 16:55 )